UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(08.03.2014)-SELİM ATALAY’IN TEŞHİSİ DOĞRU

UKRAYNA GÜNLÜKLERİ-(08.03.2014)-SELİM ATALAY’IN TEŞHİSİ DOĞRU

ABD’den yazan Star gazetesi yazarı Selim Atalay, 08.03.2014 tarihli yazısında dikkat çekici teşhisler yapıyor. Yıllardır ABD’yi içeriden takip etmiş birisi olarak, teşhisleri takip edilmeye değer niteliktedir.

Selim Atalay, ABD’deki siyasi kültürün başarısızlık figürü haline gelmiş olan başkan Carter’dan bahsediyor.

“Bir ABD Başkanı için en büyük talihsizlik, Başkan Carter’a benzetilmektir. ABD Başkanı’na -Carter- demek, ağır hakarete girer. Demokrat Carter, 1977-81 arasında başkandı, iyi niyetli birisiydi. Ancak öyle talihsiz bir ortama düştü ki, içeride ABD ekonomisi yol kazasına uğradı. Dışarıda Rusya Afganistan’ı işgal etti, İran’da devrim koptu ve ABD elçiliği işgal edildi, diplomatlar rehin alındı. Carter seçimde Cumhuriyetçiler’e karşı ağır bir yenilgi aldı, arkasından teneke çaldılar.”

ABD’deki siyasi kültürün figürünü kısaca tarif ettikten sonra Başkan Obama’nın Carter’a benzetildiğinden bahsediyor.

Başkan Obama’nın durumunu anlatmak için Carter misali uygun… Fakat ABD’nin içinde bulunduğu durumu anlatmak için daha fazlasına ihtiyaç var. Çünkü ABD, Carter zamanındaki kadar güçlü değil, bu sebeple Obama’nın durumu da aslında daha kötü… Misal, şimdiki hadiseyi anlatmak için geçmişteki benzerine atıf yapmaktır. Bu sebeple Carter figürü kullanılıyor ama artık çok daha ileri bir misale ihtiyaçları olduğu açık…

Selim Atalay, Carter’a benzetilen Obama’nın, sağlıksız reflekslerle tehlikeli işlere girişebileceğine işaret ediyor ki, doğrudur.

“Ve şimdi Başkan Obama’yı Carter’a benzetmeye başladılar. Benzetmeler daha önce başlamıştı, Ukrayna ile doruğa ulaştı. Carter, -beceriksiz, pasif, ne yaptığını bilmeyen, tutarsız, iktidarsız- demek oluyor. Carter deyince, Başkan -arkasından teneke çalınarak kovalanacak- duruma geliyor… Carter lafını duyan Başkan, canla başla -Carter olmadığını- kanıtlamaya çalışır. Carter’ın alternatifi, karşıtı Reagan’dır. Cumhuriyetçi Reagan hakiki kovboydu. Kovboyun çılgınlığını fark eden Rusya, bir ara ciddi ciddi nükleer saldırıya hazırlanmıştı. Şimdi Soğuk Savaş yok ama, ABD Reagan’ını bulursa, savaşın hası başlar.”

ABD’nin ve ABD başkanının üzerindeki baskı, başka hiçbir ülkenin ve o ülkenin devlet başkanının üzerinde yok. ABD dünyanın tek süper gücü(!) olduğu için, Rusya’nın hamlesine karşılık vermek ihtiyacı hissediyor. Süper güç namı hala üzerinde olan ABD, aslında süper güç olmaktan çıktı, problem de tam olarak burada başlıyor. Bir tarafta namınız var diğer tarafta namınızla mütenasip bir gücünüz yok. Bir ülkede kalkmış karizmanızı çizmek için orta yerde naralar atıyor. Bir zamanlar mahalleyi titretmiş ama şimdi seksen yaşına gelmiş, ayakta zor duran bir kabadayının durumu gibi… Karizmanız çizilmek üzere, tüm mahalleli de (dünyada) size bakıyor, eski günlerdeki gibi hamle yapsanız yere kapaklanacaksınız, yapmasanız zaten sizin izleyen mahallenin çocukları bile arkanıza teneke bağlayacak…

Bugünleri de görmek varmış, elhamdülillah…

ABD’nin içine düştüğü acizlikten zevk aldığımız doğru ama çok ciddi ve acil bir meseleyle karşı karşıyayız. Müslümanlar için ABD ile Rusya arasında fark yoktur, ikisi de aynı anlayış ve kültürün birer yansımasıdır. Şimdi ABD çöküyor, onun yerine Rusya ve Çin’in geçmesi, bizim için farklı bir durum oluşturmaz, her iki ihtimalde de zalim kafirlerin tasallutu altındayız. (Bu mesele ayrı bir yazı konusu)

Başkan Obama’nın, Carter olmadığını ispatlamak için bazı çılgınlıklar yapma ihtimali, üzerinde düşünülmesi gereken tehlikeli bir süreci başlatacaktır. Başkan Obama’nın çılgınlık yapma ihtimali az değil, zira Rusya zaten çılgınlık yaptı ve Kırım’a gayriresmi olarak asker sevketti. Çılgınlık bir defa başlamaya görsün, her tarafa sirayet ediyor.

ABD’nin çılgınlık yapması ihtimaline karşı, Kırım’daki Müslüman Türkleri korumak gibi bir meselemiz var. İki büyük gücün kavgası arasında ezilmelerine müsaade edemeyeceğimiz bir nüfus ile karşı karşıyayız, 350.000… Bu nüfus az olsaydı da bizim meselemizdi ama o durumda ortalık sakinleşinceye kadar tahliye etmek gibi yolları tercih edebilirdik. Bu kadar büyük bir nüfusun tahliyesi fevkalade zor… Suriye’den bir milyona yakın insanın gelmiş olması, 350.000 kişinin tahliye edilebileceği manasına gelmez. Suriye’den halk kendi imkanlarıyla sınıra geldiler ve içeri girdiler, 350.000 kişinin tahliyesi çok zor. (Bu mesele de ayrı bir yazı konusu)

Selim Atalay konuyu iyi özetlemiş. ABD hem çaresiz hem de kabadayı rolünde… Bu durum çok tehlikelidir. Ukrayna’nın Rusya’ya komşu olması, Rusya’nın oraya asker sevketmesini kolaylaştırır, ABD ise bu işi yaparsa bile zorlanır. Öyleyse Ukrayna’da çıkacak bir iç savaşın galibi bellidir, Rusya’dır.

Bunları bilmeli, bunları dikkate alarak Ukrayna siyaseti geliştirmeliyiz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir