ÜZÜLEMEDİM, BU ÇOK KÖTÜ

ÜZÜLEMEDİM, BU ÇOK KÖTÜ
Balyoz davası bitti, kuvvet komutanları da dahil ağır cezalar verildi. Yüzlerce sanık, orgeneraller, kuvvet komutanları, bir sürü general, albay filan… Karar duruşması olduğu için sanıkların aileleri de yoğun olarak mevcut. Karar açıklandığında ailelerin psikolojik savruluşları, çözülmeleri görülüyor kameralarda ve feveranları kaplıyor ortalığı.
Generallere verilen cezalara üzülmedim. Suçluya verilen cezaya üzülmek adalet duygusunu kaybetmektir. Suçluya acımak, adalete acımamaktır. Suçluya acımak, adalet talebinde bulunmamaktır. Suçluya ceza verilmeyecekse adaletin tarifi nedir? İlla da merhamet göstermek gerekiyorsa, suçluya değil, mağdura, müştekiye merhamet göstermek gerekir. Suçluya verilen ceza, mağdura gösterilen merhametin ta kendisidir. Bu sebeple denmiştir ki, ceza merhamettir. Adalet ise merhametin gerçekleşmiş, tatbik edilmiş halidir.
Generallere verilen cezaya üzülmem gerekmiyor. Adalet, halkı ve hayatı ayakta tutan birinci sütundur. Bu sütunu yıkmak bize yakışmaz. Bilakis, sütunun yerli yerinde durduğunu görmek sevindirici bir haber… Çok şükür ki o mermer sütunu tüm haşmetiyle gördük. Bu bahtiyarlık bize nasip oldu.
Yazının başlığındaki “üzülemedim, bu çok kötü” ifadesi, generallere verilen cezalar için değil, onların aileleri içindir. Gerçekten ailelerin hallerine baktım, perişan olmuşlar. Üzüntülü bir durum… Kendimi yokladım, üzülüyor muyum diye, hayır, hiçbir üzüntü yok. İşte kötü olan bu…
Timsah gözyaşları dökmeye gerek yok. Yapmaya çalıştığım, halimi olduğu gibi arzetmek. Sanıkların ailelerinin, çocuklarının hallerine bakınca, üzülmem gerektiğini düşünüyorum, aklım ve düşünce dünyam bunu gerektiriyor. Fakat duygu dünyam buna müsaade etmiyor. Aklımın gereğini yapamıyorum, düşüncemin gerektirdiğini duygularım gerçekleştirmiyor. Neden?
Bu enteresan bir tecrübe…Kendimi yokluyorum, üzülmeliyim diye, ama küçücük bir merhamet duygusu bulamıyorum. Üzülmemi gerektirecek zerre kadar duygu kırıntısı yok. Bu iyi değil… İyi olmadığını aklımla biliyorum, düşüncemle anlıyorum ama üzülemiyorum. Bunun sebebini bulmalıyım, bilmeliyim, anlamalıyım. Çünkü bu öncelikle kendim için gerekli, sıhhatli bir duygu dünyasına sahip olmalıyım. İnsanların zor hallerine üzülebilmeliyim.
Aklımı zorluyorum, duygularımı zorluyorum, vicdanımı zorluyorum, tüm zihni dünyamı zorluyorum ama üzülemiyorum. Duygu kaynaklarımı kontrol ediyorum, neden üzülemediğimi anlamak için… Aklımı kontrol ediyorum, duygularımı neden tetikleyemiyor diye. Zor bir durum…
Zihni ve kalbi dünyama bakıyorum, dikkatle tetkik ediyorum, ne var oralarda diye. Nelerle dolu ki, bu olaya üzülemiyorum, üzülecek bir duygu kırıntısı bulamıyorum. Gördüm ki, zihni ve kalbi dünyamda seksen yıllık zulüm var, şapka için asılan masum insanlar ve onların aileleri var, Kur’an-ı Kerim’i yakanların ve okuyanları hapse atanların biriktirdiği misilsiz zulüm var. On binlerce insanı, uçak ve toplarla katledenlerin istibdatları var, geriye kalan çocukları ülkenin her tarafına “hizmetçi” olarak dağıtanların vahşeti var. Allah ve ahlaktan bahsetmeyi yasaklayanların, buna rağmen bahsedenleri hapse atanların sınırsız hayvanlığı var. Camileri yıkan, ahır olarak kullanan, müze yapan ve daha neler neler yapanların gözü dönmüşlükleri var. Bunlar okuduklarım, bir de yaşadıklarım var. Gözümün önünde başörtülü olduğu için üniversite kapısından geri çevrilen tıp fakültesi son sınıf öğrencisi var, üniversitenin kapısının önünde başını açıp açmamak için tereddüt eden nur timsali kızların mahzun, mağdur, çaresiz bakışları var. Gece yarısı evi basılıp, çocuklarının ve karısının kollarından, tırnağın etten sökülürcesine koparılıp götürülen, nerede tutulduğu yıllarca öğrenilemeyen, on yıllar sonra mezarı tespit edilen masum Müslümanların ve ailelerinin halleri var. Üzülemiyorum be kardeşim… Üzülemiyorum, çünkü ıstırap istihkakım dolmuş, göz yaşlarımız kurumuş, duygu dünyamız boşalmış. Evet, sağlıklı bir durum değil, değil ama vaka bu… Zihni dünyama göz atınca, binlerce olay hücum ediyor aklıma, aklım kaçacak yer arıyor.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir