YAYIN ÇİZGİMİZ VE UFKUMUZ

YAYIN ÇİZGİMİZ VE UFKUMUZ

(Terkip ve İnşa dergisi 1. sayı)

İslam’ın Asr-ı Saadetten bugüne akıp gelen ana mecrasının “Ehl-i Sünnet” olduğuna inanıyoruz. Ehl-i Sünnet dışındaki tüm mecraların “merkezkaç kuvvet” olarak ana yapıdan ayrıldığını, dinde istikametini şaşırdığını, şaşırmış istikametiyle dini tahrif ettiğini/etmeye çalıştığını düşünüyoruz. Sünni-Şii tasnifini yapanların ve bu tasnifle beraber Ehl-i Sünneti ve Şia’yı ayrı birer mezhep olarak kabul ettirmeye dönük propagandanın çok tehlikeli olduğuna kaniyiz. Ehl-i Sünnet İslam’ın ana mecrasıdır ve mezhepler de o mecranın içindedir.
Ehl-i Sünnet, İslam’ın ilim, tefekkür ve tasavvuf kollarını derli toplu bir şekilde bünyesinde barındıran, bunların eserlerini ve müktesebatını tertip ve cem eden ana yapıdır. Ehl-i Sünnet hassasiyetimiz, İslam’dan hareketle keşif ve imal edilen toplam müktesebatı belli bir usul ve tertip ile cem etmesi ve mukaddes emaneti sonraki nesillere nakletmesindeki hassasiyetten kaynaklanır. Ehl-i Sünnet, bir anlayış ve bir süzgeçtir, doğru anlamanın, yanlışı tespit etmenin bünyeleşmiş halidir.

Milyonlarca ciltlik kadim müktesebatın dağılmasını, çözülmesini, çürümesini engelleyen, yabancı unsurların sızmasına karşı müdafaa hatları kuran, ümmetin her sahadaki üretimlerini belli bir usul ve tertip ile yapan, böylece “itimat merkezlerini” oluşturan Ehl-i Sünnet, insanlık tarihindeki en büyük anlayış havzasıdır. Ehl-i Sünnet husumeti, İslam’ın on dört asırlık müktesebatına savaş açmaktır, itimat merkezlerini yok etmektir, İslam’ın bilgi, ilim, irfan, tefekkür, hayat, insan, varlık telakkilerini imha etmektir. Bu bir oryantalist projedir ve İslam’ı yok etmenin, tarihe gömmenin, bir daha dirilmesine engel olmanın en sinsi hamlesidir.
İslam medeniyet tarihi, Ehl-i Sünnet tarihidir. Ehl-i Sünnetin dışındaki tüm merkezkaç düşünceler, tarih boyunca bir tane medeniyet kuramadıkları gibi, İslam’ın medeniyet merkezlerine saldıran, medeniyetine zarar veren bedevilikten kurtulamamış barbarlardır. İslam tarihindeki bedevilik ile medenilik arasındaki çizgi, Ehl-i Sünnetin ihata duvarıdır. Ehl-i Sünnete saldırılar, İslam medeniyetine ve medeniyet müktesebatına saldırıdır. Bu saldırının İran-Şia’dan gelmesiyle Amerika’dan gelmesi arasında sadece şekil farkı vardır, asla muhteva farkı yoktur.
İslam coğrafyasındaki bedevilik-barbarlık görüntülerinin tamamı, Ehl-i Sünnet anlayış ve hassasiyetinin dışına savrulanlar tarafından sergilenmektedir. Ehl-i Sünnetin (ana gövdenin) zayıflamasıyla birlikte ümmetin içtimai altyapısı çökmüş, idrak kanalları kirlenmiş, kadim ihanet olan Şia’dan başka irili ufaklı yeni merkezkaç kuvvet (ve düşünce) zuhur etmiştir. İdrak parçalanmasından meydana gelen sayısız anlayış savrulması, bir taraftan hacimsiz ve sığ guruplar üretmekte diğer taraftan tevhidden sonraki en mühim mesele olan vahdeti imha etmektedir. Ehl-i Sünnet, doğru anlayışın, doğru tatbikatın, doğru yaşayışın tek mecrasıdır ve ümmetin vahdetini temin edecek tek temel anlayıştır. Ehl-i Sünnet vahdetin ta kendisidir ve o bünyenin dışında kalanlar vahdetin düşmanıdır.
Kadimden beri olageldiği üzere, yeni medeniyet hamlesini mayalayacağımız tekne, Ehl-i Sünnet anlayışı ve havzasıdır. Kısır kavgaların içinde debelenmekten kurtulup, büyük medeniyet hamlesini başlatmak için, Ehl-i Sünnet anlayış ve çerçevesini tartışma dışı tutmak, nazari ve ameli gayret ve faaliyetlerimizin yekunu olan medeniyet hamlesini oradan başlatmak mecburiyetindeyiz.
Medeniyet, insanın tefekkür ve faaliyet yekununa verilen isimdir. Bu cihetle, medeniyet ufkuna kilitlenmeyen, medeniyet çapında gerçekleştirilmeyen tefekkür faaliyeti, akim kalmak, eksik olmak, tezada düşmek gibi illetlerle maluldür. İlim mesele mesele tahsil edilir, bütün parça parça anlaşılır ama İslam’ın hikmet ve faaliyet yekunu olan medeniyet tasavvuru (bütün) olmadan, parça parça idrak ve izah çabası tezattan kurtulamaz. Parça fikre mahkum olmamak, parça fikrin kaçınılmaz neticesi olan eklektik anlayışlara savrulmamak, vahdet ve tevhidi başka (yabancı) bilgi kaynaklarıyla kirletmemek için medeniyet tasavvuruna şiddetle ihtiyacımız var.
Ehl-i Sünnetin ilk hassasiyeti, bilgi telakkisindeki temiz kaynak tercihidir. Bunun için Hadis İmamları hayatlarını vakfetmiş, bir tane Hadis-i Şerif rivayetinin peşinde binlerce kilometre yol kat etmiş, ravilerin mekruh derecesindeki hassasiyetini bile tetkik etmiştir. Bu hassasiyet aynı şekilde devam etmiş, dine her türlü müdahale (mesela felsefi müdahale) önlenmiş, kirli su ile temiz su mecralarını birbirinden ayırmıştır.
Ehl-i Sünnet, tasavvuf ile keşif karargahını kurmuş, tevhidin güzergahını tespit etmiş, talim ve terbiye müessesesini inşa etmiştir. Tasavvuf, tevhid ilmidir.
Netice olarak; ufkumuz İslam medeniyeti, mecramız Ehl-i Sünnet, keşif karargahımız Tasavvuftur.
EBUBEKİR SIDDIK KARATAŞ
ebubekirsiddik2000@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir