YENİ SİYASET ANLAYIŞI YENİ DENGE DENKLEMİ

Dünyada mutlaka dengeler kurulmuştur, tarih bunun misalleriyle doludur. Tarihteki dengelerin bir kısmı uzun bir kısmı kısa süreli olmuştur. Yakın tarihe gelindiğinde ise dengelerin artık kısa süreli olduğu görülür. ABD ve Sovyet karşı ağırlıklarında kurulan son denge, ikinci dünya harbinin akabinde kurulmuş ve 1990’lı yılların başında yıkılmış, bir insan ömrü kadar bile sürmemiştir. Bu dengenin yıkılmasından sonra, ABD ekseninde tek merkezli bir dünya dengesinin kurulduğu, kurulacağı zannedildi. Bu yanlış siyasi tahmindi veya ABD’nin arzusuydu, gerçekleşmedi. Hızlı şekilde doğu ile batı arasında yeni bir denge arayışı başladı. Bu gün dünyanın yaşadığı hadiseleri tek başına izah edebilecek bir perspektif varsa o da budur, “yeni denge arayışı”…
Yerleşmiş dengelerin yıkılması zordur. Fakat son dengenin Sovyet karşı ağırlık merkezinin kolay, hızlı ve kendi kendine çökmesi, dünya siyasetini anlayabilmek ve takip edebilmek için yeni bir anlayışı şart kıldı. Devasa bir yapının (Sovyetlerin), birkaç yıl gibi kısa sürede, kendiliğinden yıkılıvermesi, denge unsuru olan karşı ağırlıkların taarruzuna ihtiyaç olmadığını gösterdi. Bu gün batı blokunun derin bir kriz içinde debelenmesi de bu tecrübeyi hafife alma teşebbüslerini akim bıraktı. Anlaşıldı ki dünya siyasetini anlamak ve takip etmek için gerçekten yeni bir anlayış (konsept) gerekiyor.
Dengelerin ağırlık merkezleri belli bir coğrafyada temerküz etse de, çevrelerinde ve dünyada sayısız dolgu malzemeleri oluşturuyor. Dünya dengesi, dünyanın her metre karesine sirayet ediyor. İrili ufaklı ülkelerde dünya dengesi mikro çapta yeniden kuruluyor. Yirminci asırdaki dünya dengesi, sayısız ülkede, o ülkelerin iç dengelerini umursamadan siyasi rejimler ve iktidarlar kurmuştu. Bu durum çok ilginçtir, mahalli unsurların hiç dikkate alınmadığı iktidarlar oluşturulmuştu, “mahalli denge” denilen hadise hiç etkili olmamıştı. Hayatın tabiatına uygun olmayan bir durum… Suriye’de yüzde on azınlık olan Alevilerin iktidarı ele geçirmesi ve devam ettirebilmesi, dünya dengesinin neticelerinden biri olmanın dışında hiçbir izaha sahip değil. Yemen’in kuzey güney diye ikiye ayrılması ve birinin komünist iktidarla yönetilmesi başka şekilde nasıl izah edilebilir?
İç dengeleri umursamayan dünya dengesi, tabiatı gereği pahalıdır. İç dengeler dikkate alınmadığında kurulacak rejimler ve iktidarları ayakta tutmak, çok maliyetlidir. Her cephede, her mevzide, her ülkede teyakkuzda beklemek gerekir, cepheyi (rejimi, iktidarı) ayakta tutabilmek için büyük kaynaklar harcanır. Bu şekilde inşa edilmiş bir dengenin sürdürülebilir olmadığı, çok pahalıya patladığı, dengenin merkezi unsurlarını (mesela ABD ve Sovyetleri) yorduğu ve zayıflattığı görüldü. Zorluğu, ağırlığı ve pahalılığı o kadar derinden anlaşıldı ki, Sovyetler Birliği, kendi siyasi sınırları dışındaki uydu ülkeleri bir tarafa, siyasi sınırları içindeki Cumhuriyetleri bile serbest bıraktı. ABD’nin bu pahayı anlaması için Irak ve Afganistan işgalleri gerekti. ABD’nin geç anlamasının temel sebebi ise, Sovyetlerin yıkılmasından kaynaklanan “zafer sarhoşluğuydu”. İki ülkenin işgalinin maliyeti ortaya çıktığında, işgalin neticesinde bir fayda da elde edilemediği görülünce, Sovyetlerden biraz geç de olsa ABD de bu tecrübeyi üretti.
*
Büyük devletlerin yeni denge arayışı, “mahalli dengeleri” takip etmeye başladı. Mahalli dengeleri gözetmeyen yaklaşıma rağbet edilmiyor. Dünya dengesinin “mahalli dengeler” yekununda aranmaya başlanması, küçük ve orta boy devletleri “önemli” hale getirdi. Bundan sonra oluşacak yeni denge haritasında “peyk devlet” sayısı asgari seviyede kalacak, peyk devletler de çok küçük ülkelerden oluşacak, Kuveyt, Bahreyn vesaire gibi… Bunların da dünya dengesinde hiçbir etkisi olmayacaktır.
Mısır’da Hüsnü Mübarek gibi İsrail ve ABD kuklası eski denge artığının, ABD tarafından desteklenmemesi, ABD’nin halk hareketine siyasi destek vermesi, iç dengeleri gözeten bir siyaset ve diplomasi çağının başladığını gösteriyor. Mısır’da, Hüsnü Mübarek’in devrilmesinden sonra kurulacak hiçbir rejim ve iktidar, Hüsnü Mübarek kadar ABD ve İsrail yanlısı olmayacaktı. Bu durumu ABD’nin anlamadığını düşünerek gelişmeleri değerlendirmek kabil değil, tabii ki anladı fakat artık dünya siyaseti eski denge anlayışı (konsepti) ile yürütülemiyor. Beyaz Saray’dan (ABD açısından) bakıldığında, bu yeni anlayış doğru görünüyor, çünkü alternatifsiz hale geldi.
Yeni siyaset anlayışının alternatifsiz hale gelmesi, ABD’nin orijinal bir tercih yaptığını göstermez, aksine bir mecburiyetle karşı karşıyadır. Başka yolunu bulamadığı için mevcut ihtimalden (alternatifsiz yoldan) faydalanmaya çalışıyor. Uzman ve fikir adamı yaftasıyla piyasada dolaşanlar ise ABD’nin bu yolu tercih ettiğini, en faydalı yolun bu olduğunu, hatta halk hareketlerini onun gerçekleştirdiğini iddia ediyorlar, ne kadar komik…
*
Dünyadaki yeni dengenin ağırlık merkezleri belli olmaya başladı, doğuda Rusya ve Çin, batıda ABD ve AB… Kurulacağı görülen dengenin her iki tarafı da, yeni siyaset anlayışının farkında… Her iki taraf da mahalli dengeleri takip ediyor ve ona göre siyaset geliştiriyor. Buna rağmen yeni siyaset anlayışını tatbikatta maharetle yürüten taraf, batı güç merkezleri. Yeni siyaset anlayışını batı güç merkezlerinin daha derinden (veya daha erkenden) kavramış olmaları, dünyadaki (özellikle de Arap ülkelerindeki) gelişmelerde, “ön aldıklarını” gösteriyor. Arap halk ayaklanmalarında batı, halkın yanında mevzilenmekle, yeni siyaset anlayışını hızlı ve maharetle tatbik etmeye başladı. Doğu güç merkezleri yeni siyaset anlayışını tatbik etmekte gecikince, kurulacak yeni dengenin diğer tarafı olarak, batının karşısında yer almak zorunda kaldı ve mevcut siyasi rejimleri desteklemeye başladı. Bu durum, doğunun siyaset geliştirmesindeki zafiyetten mi yoksa batının daha mahir olmasından mı kaynaklanıyor? Belki de her iki sebep de caridir.
Batının müttefiki olan Mısır’daki rejimin ve diktatörün yıkılması sürecinde doğunun (Rusya ve Çin’in) ses çıkarmaması tabii idi. Çünkü rejim değiştiğinde batı güç kaybedecekti ve gelişmeler de öyle görünüyor. Fakat inisiyatifi kaybetmenin ne manaya geldiğini yakın zamanda anlayacak ve yine geç kalmış olacaktır. Mısır gibi ülkelerdeki halk hareketinin yanında aktif olarak yer alması gereken doğu, genel hatlarıyla bakıldığında, sessiz ve tarafsız kalmakla, inisiyatifini kaybetti. Arap isyan dalgası kendi müttefiki olan Suriye’ye geldiğinde ise batının anladığı ve tatbik etmeye başladığı yeni siyaset çerçevesinin ne kadar doğru olduğu görüldü. Şimdi Rusya, bildiğinin ve tecrübesinin aksine çalışıyor ve mahalli dengeleri gözetmeksizin Suriye politikası takip ediyor. Suriye’deki diktatör yıkılıp Rusya’ya düşman bir rejim kurulduktan sonra Rusya bir daha asla mahalli dengeleri gözetmeksizin siyaset geliştirmeyecek. Böylece daire tamamlanacak ve yeni siyaset anlayışı tüm dünyaya hakim olacak.
*
Türkiye’deki ve dünyadaki gelişmeleri anlamamakta direnenler, yeni oluşmaya ve hızla yaygınlaşmaya başlayan siyaset dilini farketmeyenlerdir. Mesela Akparti iktidarına ABD’nin nasıl müsaade ettiğini anlamayanlar, gelişmeleri okuyamayanlardır. Eski siyaset tarzı ile konuya bakıldığında Akparti’nin ABD projeksiyonu olduğunu kabul etmek gerekiyor oysa siyasette eski dil ve anlayış artık bitiyor. Akparti, Türkiye’de iç dengeleri yalnız başına kurabilecek ağırlıkta bir güç merkezi haline geldi, ABD, AB veya başka bir ülke Türkiye ile iş yapmak istediğinde iç dengeleri gözeten yeni siyaset anlayışı çerçevesinde Akparti ile bir şekilde anlaşmak mecburiyetindedir.
Mahalli dengelere yaslanan bir siyaset anlayışının, Türkiye’de, İslam coğrafyasında ve dünyada ne tür gelişmeleri tetikleyeceğini düşünmeye başlamalıyız. Halkların harekete geçtiği bir devirde, eski rejimlerin bir şekilde devam etmesi ihtimali dışında, büyük devletler, “zoraki rejimler ve iktidarlar” kurmaya yanaşmayacaktır, hala eski siyaset anlayışını tatbik etmek isteyenlerin teşebbüsleri akim kalacaktır.
Dünya tek siyasi anlayışa bağlı kalır mı? Mümkün değil… Başka siyaset tarzları tabii ki denenmeye devam edecektir. Eski siyaset anlayışının tekrar tatbik edilmesi için zaman zaman teşebbüsler olacaktır. Mahalli direnişler güçlendikçe, eski siyaset anlayışı da hızla tedavülden kalkacaktır. Yeni siyaset anlayışının başlarındayız, hala bazı büyük devletlerin eski siyaset anlayışını terketmedikleri görülecek, tecrübe edilecektir. İşin sırrı, mahalli direnişlerin “anlayış seviyelerinde” ve direniş ruhlarındaki gelişmenin devam etmesindedir. Bunun alametleri sürekli artıyor, her ülkede mahalli direnişler güçleniyor.
*
Yeni siyaset anlayışının alternatifleri tükenip de “tek yol” haline geldikçe, küçük devletlerin “bağımsızlık süreci” hızlanacak, kendi merkezlerinde şekillenecek, kendi başkentlerinden yönetilmeye başlanacaktır. Yeni siyaset dilini ve anlayışını Ortadoğu’da ilk farkeden ülke Türkiye oldu, bu sebeple en fazla faydalanan ülke de Türkiye olacaktır.
Büyük devletlerin, küçük ve orta boy devletlerle münasebetlerini iç dengeleri gözeterek kurduğunu gören, anlayan ülkelerdeki gelişmeler ve bağımsızlaşma süreçleri hızlanacaktır. Hala eski denge içinde yer alan ülkelerin halkları da, sürekli çoğalacak olan bu misallere bakarak harekete geçecektir. Arap baharının Suriye ile biteceğini zannedenler, ikinci dalgayı bu misallerin tetikleyeceğini görmeliler. İkinci dalga gelecek ve diğer ülkelerdeki rejimleri de yerle bir edecektir.
İslam coğrafyası yeni siyaset anlayışını çabuk farketmeli, bu mecrada siyasetlerini geliştirmeli, büyük devletlerle bu dönemde çatışmaya girmemeli, iç dengeleri gözetmek zorunda olan yeni siyasetin açacağı mecrada oluşacak fırsatları ve imkanları kullanmalıdır. Bazen batı bloku, bazen doğu bloku yeni siyaset anlayışını tatbik edecek, yeni siyaset anlayışı iki kutup arasında mahalli gerçeklere dayalı olarak gezecektir. Her hal ve şartta batı veya doğu blokundan birisi bu siyasetin peşine düşecek, İslam ülkeleri bu anlayışı takip ederek, hangi blokta ortaya çıkarsa onunla diğerini dengeleyecek bir tavır takınmalıdır. İç dengeleri gözetecek olan siyaset anlayışı, İslam ülkeleri için azami fayda temin edebilecekleri bir mecradır. Yeniden inşa faaliyetini başlatarak belli mesafeleri alana kadar bu siyasetin ve mecranın takibinde azami fayda var.
*
Yeni siyaset anlayışının ömrü ne kadardır? Bu soru hayatidir ve mümkün olduğunca doğru cevaplanmalıdır. Yeni siyaset anlayışının ömrü, büyük ihtimalle, batının çöküşünü durduramayacağını anlaması ve elinde kalan tek gücün ordu olduğunu farketmesine kadar devam edecektir. Batı, çöküşü durduramazsa, dünya siyasetini tayin etme kuvvet ve imkanını kaybedecek, buna razı olmayacağı için de elinde kalan tek güç çeşidi olan silahlı kuvvetlerine başvurmak zorunda kalacaktır. Tüm dünyayı yakacak kadar büyük bir silah gücüne sahip olan ABD’nin, siyasi ve iktisadi zafiyet ve mağlubiyeti “hümanist” şekilde kabulleneceğini düşünmek, en azından tedbir fikri zaviyesinden yanlış olur. Batının bu noktaya gelmesi için ne kadar zamanı olduğunu kestirmek kolay değil fakat çöküşünün hızına bakıldığında çok uzun sürmeyeceği bilinmelidir.
Bu siyasetin ömrünün ne kadar olacağını doğu bloku için tahmin etmek ise daha kolay değil. Kendini yeniden inşa etme çabasında olan doğu bloku, batı blokunun kendini durdurma imkanını kaybedecek kadar zayıfladığı noktada yeni siyaset anlayışından sıyrılıp, daha önce batının yaptığı gibi askeri işgal yoluyla emperyalizm aşamasına geçebilir.
Her iki blok için de yeni siyaset anlayışının ömrünü tayin edecek esas mesele, küçük ve orta boy devletlerin bağımsızlaşma süreci ve kendi aralarında üçüncü bloku inşa etme teşebbüsüdür. Dünyada üçüncü bloku inşa edebilecek kültürel havza, İslam coğrafyasıdır. Doğulu ve batılı büyük devletler için üçüncü blok riskini taşıyan İslam coğrafyası, hem yeni siyaset anlayışını tatbike mecbur edici hem de onun ömrünü tayin edici bir tesir icra edecektir.
Bu gün mecbur oldukları “yeni siyaset anlayışının” kendileri için zararlı olduğunu mutlaka göreceklerdir. Bu gün görmediklerini söylemek de kolay değil, zaten yeni siyaset anlayışını tatbik etmelerinin sebebi, anlayıp anlamamaları değil, mecburiyettir. Bu mecburiyete ne kadar süre katlanacaklarını öngörebilmek gerekir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir