YENİ SOSYOLOJİ BİLİMİ-1-TEMEL ESASLARI

YENİ SOSYOLOJİ BİLİMİ-1-TEMEL ESASLARI
Sosyoloji bilimi üç temel üzerine oturur, birey, toplum ve bu ikisinin birleşiminden meydana gelen hayat… Üçü de birbirine sıkı sıkıya bağlıdır, biri olmazsa diğerleri de olmaz ancak buna rağmen her üçünün de farklı doğal özellikleri var. Her şey bireyden başlar, bundan dolayı insan zihninin haritasının çıkarılması gerekir. Toplum sayısız bireyden oluşur, demek ki zihin haritasının bireysel özelliklerinin yanında, toplumsal özellikleri de çıkarılmalıdır. Hayat denen kavramın sırrı ise zihin haritasının, bireysel özelliklerle toplumsal özellikler arasındaki sarkaçta aranır.
Sosyoloji bilimi psikolojiyi ihmal etmişti. Psikoloji ile birlikte bireyi de ihmal etmişti. Her nedense toplum bireylerin üzerinde, bireyi tamamen belirleyen bir merkezde inşa edilmişti. Neredeyse bireysiz bir toplumdan bahsediliyordu. Bu bakış problemliydi, hala da problemli ama kısmen bundan kurtulmaya başladı.
Sosyoloji, psikolojisiz örgüden kurtulmaya başladı ama hala doğru noktaya gelebilmiş değil. Psikoloji ile sosyolojiyi sentezleme çalışmaları, doğru merkezi bulamadığı için bir türlü gerçekleştirilemiyor. Doğru merkez “hayat” kavramında gizliydi, sosyoloji de psikoloji de bu noktayı atladı.
Birey ile toplum, birbirine doğrudan bağlı, birbirinin nedeni ve sonucu kabul edilir. Bu anlayış doğru fakat çok yüzeysel… Birbirine bağlı ama aradaki bağ ne? Veya şöyle sorsak daha anlamlı olur; aradaki bağın bir değeri yok mu, ne ile ve nasıl bağlandığı önemli değil mi? Yüzeysel düşünenler bu konuyu anlayamıyorlar, bağı atladıkları için mekanizmayı doğru kuramıyorlar. Birey ile toplum arasındaki “bağ”, aynı zamanda psikoloji ile sosyolojinin sentezlenmesindeki “doğru merkez”dir.
Yeni sosyoloji bilimi bu merkezi (bağı) doğru saptadı, hayat… Aslında birey topluma, toplum da bireye bağlı değil, her ikisi de hayata bağlı. Bu nokta çok garip, hayatın birey ve toplum tarafından üretildiği zannediliyor ama aslında bunun tersi doğru, hayat hem bireyi hem de toplumu meydana getiriyor. Birey ve toplumun hayatı oluşturduğu kabul edilecek olsa bile, hayat öyle çekici bir olaylar toplamı ki, bireyi de toplumu da kendine bağlıyor.
İnsan zihin haritası çıkarmak kolay fakat her birey o haritanın bir yerinde duruyor. Zihin haritası çıkarıldığında, herhangi bir bireyin zihin haritası çıkarılmış olmuyor, genel anlamda insan zihin haritası çıkarılmış oluyor. Öncelikle bu yapılmalıdır. İnsan zihin haritası, her insanı (bireyi) kapsayacak genişlikte olmak zorunda. Dünyada yaşayan tüm insanların içine sığmayacağı, orada kendine yer bulamayacağı bir zihin haritası yanlıştır, en azından eksiktir. Bu şekilde konuya bakınca, birey sayısı kadar alt zihin haritalarının çıkarılması gerekiyor. Ama bu mümkün değil…
Problem sadece birey sayısı kadar zihin haritası çıkarmaktan ibaret olsaydı avunabilirdik, çünkü birey sayısı kadar zihin haritası çıkarmaktan kurtulmanın yolunu bulduk. Problemin diğer yarısı, toplumun hayata bağlılığındaki çeşitliliktir. Bu noktada ortaya çıkan problemler çok zorlu. Toplumun hayat ile bağı, bireylerin hayat ile bağı gibi net değil, karmaşık. Birey ile toplumun hayata bağlanışı, hayata tutunuşu, hayata bakışı farklı. Bireyde hayat ile kurulan bağ yeterince net, toplumun hayat ile kurduğu bağ ise çok katmanlı, çok çeşitli ve çok karmaşık.
Bireylerin hayat ile kurduğu bağın netliği, her biri için zihin haritası çıkarma ihtiyacını ortadan kaldırıyor. Bireysel zihin haritaları ne kadar farklı olursa olsun, hayat ile kurulan bağların çeşitliliği saptanabiliyor. Toplumun hayat ile kurduğu bağ ise bu kadar kolay analiz edilemiyor.
Yeni sosyoloji bilimi, sosyalist ve liberal düşünce tarzlarından farklı olarak hayatı esas alıyor. Sosyalist düşünce tarzı, toplumu esas alıp, bireyi yok sayıyor, liberal düşünce tarzı ise bireyi esas alıp, toplumu yok sayıyor. Zaten bu sebeple sosyalistler sosyolojiyi çok severler. Ne ki ikisi de yanlış…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir