YILMAZ ÖZTUNA’NIN AKLI YAŞLANMIŞ

YILMAZ ÖZTUNA’NIN AKLI YAŞLANMIŞ
İhtiyarlık ayıplanacak bir şey değil. Böyle bir yanlış yapmaktan Allah’a iltica ederiz. Bedeni ihtiyarlık, ömrü olan her insanın başına gelecek bir olaydır ve hayatın tabii safhalarından biridir. Fakat akıl meselesi önemli, aklın ihtiyarlaması, tabii bir olay değil, anormal bir durumdur.
Akıl zaman geçtikçe ihtiyarlamaz, aksine gelişmeye devam eder. Nasıl ki bilgilenme arttıkça bilgi ihtiyacı artar, onun gibi zaman geçtikçe akıl gelişmeye devam eder. Her cevap daha çok soruyu ürettiği için bilgi ihtiyacı artar, her bilgi aklın hacmini artırdığı için akıl taze kalmaya devam eder.
Akıl birkaç ihtimalde ihtiyarlarlar. İhtimallerden birisi, öğrenmeyi durdurup, ezberlerle hayatı yaşamaya başladığında, akıl ihtiyarlama sürecine girer. Aklı ihtiyarlatan tekrarlardır, fasit dairelerdir. Öğrenmeye devam eden akıl, tekrara düşmez ve fasit daireye yakalanmaz. Çevrenizdeki insanlara bir bakın, insanların akılları ne kadar ihtiyarlamış halde.
Gerçekten Türkiye, “ihtiyar akıllar” ile dolu. İnsanlar en fazla üniversite bittiğinde yeni bir şeyler öğrenmeyi bırakıyor. İşin kötüsü, okuldaki ders kitaplarından başka kitap okumamak da cabası…
*
Yılmaz Öztuna Türkiye gazetesinde 09.12.2011 tarihli yazısına “Amerika-İran” başlığı atmış ve ABD ile İran arasındaki ilişkileri kısaca değerlendirmiş. Değerlendirmelerinin yanlışlığı veya doğruluğu bir tarafa, aklının yaşlandığı açıkça görülüyor. Bilgiler eski ve tekrar. Anlayış eski ve tekrar. Akıl da eski ve kendini tekrarlıyor.
ABD ile İran arasındaki nükleer teknolojiden kaynaklanan ihtilafları ve tartışmaları, soğuk savaş döneminden kalma çift bloklu dünya anlayışıyla değerlendiriyor. Ve Türkiye’nin de ABD tarafında olduğu zannına sahip. Yaş ilerledikçe akıl gelişmeye devam ediyorsa değişim kolay fakat akıl ihtiyarlamışsa, aklın da insanın da değişmesi zor. Yılmaz Öztuna, ileri yaşlarına kadar soğuk savaş döneminde yaşadığı için, o dönemin bittiğine intibak edememiş olmalı. Hala dünyanın Sovyetlere karşı ABD tarafında yer alması gerektiğini zannediyor. Sovyetler yıkıldı, ABD taraftarı olmanın hiçbir meşru ve makul bir yanı kalmadı. Bizim için hiçbir zaman ABD taraftarı olmak meşru olmamıştı ama halka Sovyet tehdidine karşı ABD saflarında yer almak gerektiğini anlatabilmişlerdi. Oysa bu gün Sovyet tehdidi katlığına göre ABD taraftarlığı da bitmiş olmalı değil mi?
Aslında bu konu çok daha keskin anlatılabilir ama Yılmaz Öztuna’nın yaşına hürmeten sakin olmaya çalışıyoruz. “İran’ın nükleer enerji ihtiyacı iddiasına kimse inanmıyor” diyor. Başka bir yerde, “İran nükleer silâh sahibi olunca, önüne çıkan ve çıkmayan her devleti tehdit edip sonunda geniş çaplı bir savaş çıkarmasından korkuluyor. 3. Cihan Savaşı’nın uzak belirtisi şeklinde algılamak da mümkün.”
Enteresan olan, Yılmaz Öztuna’nın dilinin eksiksiz-fazlasız ABD hariciyesinin dili olmasıdır. Türkiye’de batılılaşanların bile ABD yandaşlığı kalmadı. Anlaşılan o ki, birkaç adet varmış.
Yılmaz Öztuna, İran tehdidinden bahsediyor, bunu ABD politikalarına uygun şekilde yapıyor. İran kendi başına değerlendirilebilir ama ABD yandaşlığı ile İran’ın tehdit olarak görülmesi, tam bir zihni çarpılmışlık hali.
Aklın ihtiyarlaması enteresan görüntülere sebep oluyor. Kimseye aklının yaşlanmasını tavsiye etmem.
İBRAHİM SANCAK
İbrahimsancak2011@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir