YÜCELER KURULTAYI-İHTİSAS HEYETLERİ-

YÜCELER KURULTAYI-İHTİSAS HEYETLERİ-

Yüceler Kurultayı azaları hakkında hiçbir meslek ve ihtisas tasnifi ve takdiri yapılmamıştır. Üstad, mevzuun esasını tespit edip, devamını Büyük Doğu mefkuresini idrak eden manevi mirasçılarına bırakmıştır. Yüceler Kurultayınca muayyen ihtisas sahalarına hasredilmiş azalıklar olmalıdır, bunlar dikkatle tespit edilmeli, dikkatle tertip edilmelidir.

Yüceler Kurultayı, salahiyetsiz olmaktan başka bir farkı olmayan Başyücelik Akademyasında olduğu gibi muayyen meslek ve ihtisas heyetlerine sahip olmalıdır. Bu heyetlerin bazıları hususiyet arzeder, mesela İslami ilimler zümresi, mesela hariciye ile alakalı tahsil ve tecrübe ihtiyacı ila ahir…

Yüceler Kurultayı, Yüce Din Dairesi, Başyücelik Akademyası bahisleri birbirinin mütemmim cüzüdür. Üstad, Bunların tamamını ama hassaten Yüceler Kurultayını, “Alim” sıfatlı ve ilimle teçhizatlı şahsiyetler olarak tasavvur etmiş. Müstakil olarak ifade etmediği lakin yeri geldikçe temas ettiği üzere, devlet cihazının tüm şubelerine ve kadrolarına sirayet etmiş olan ana esas, İslam’ın derinliğine anlaşılmış olmasıdır. Şöyle ifade etmiş Üstad; “Ve bütün bu davaların, büyük tefekküri topluluk mihrakı da “Yüceler Kurultayı”… Esasta “Yüce Din Dairesi”nin hüviyet ve ruhu bütün iş dairelerine sindirilmiş olacağı için, böyle bir teşkilata lüzum, sadece mesleki ihtisas bakımındandır ve bu ihtisasın murakıplığından ibarettir.” (sayfa 270)

İhtisas sahalarının kayıt altına alınması ve zaman içinde doktrinleşmesi tehlikesinden dolayı liste çıkarılmamış, bahsi de açılmamıştır. Yüceler Kurultayı, hangi meslek ve ihtisas sahalarına ihtiyaç duyarsa o nispette kadro ihtiyacını karşılar, bunun için evvelinden tayin edilmesi gereken bir mevzuu olmadığı düşünülebilir. Doğrudur da… Lakin ehemmiyetine binaen bazı meslek ve ihtisas sahalarının sarahaten izah ve teklif edilmesi lazımdır. Yüceler Kurultayının esas vazifesi ve mesuliyeti “kanun yapmak” olduğu için, azaları arasında kafi miktarda İslam Hukukçusu olan Alimin bulunması zarurettir.

Yüceler Kurultayı, günümüz demokratik siyasi sistemlerde bulunan Millet Meclislerinde olduğu gibi, icrai her sahanın bir komisyonunun bulunmasına ihtiyaç duymaz. Yüceler Kurultayı, teşri vazifesini aksatacak hiçbir mesuliyet altına sokulamaz. Muhakkak ki kendisinin ihtiyaç duyacağı ve ihdas edeceği üzere istediği kadar heyet teşkil edebilir. Ne var ki Yüceler Kurultayındaki keskin idrak, esas vazifesinin teşri faaliyeti olduğunu, ihtiyaçlarının ise öncelikle bu faaliyetin imkan ve malzemelerini karşılamaktan ibaret bulunduğunu bilir.

*
Meslek ve ihtisas heyetlerine olan ihtiyaç arttığı takdirde, bu ihtiyacını kendi azalarını vazifelendirerek değil, kendi teşkilat bünyesinin dışındaki kadroları istihdam ederek karşılar. Yüceler Kurultayı, heyetin riyasetine “Yüce”lerden birini naspeder ve salahiyet verir, heyet reisliğine naspedilen “Yüce” ise, faaliyet alanının ihtiyaç duyduğu kadroları, Yüceler Kurultayı dışındaki insan kaynaklarından karşılar.

Yüceler Kurultayı Heyetleri, ihtiyaç duyacağı kadroları öncelikle Başyücelik Akademyası mensuplarından ve Yüceler Kurultayı Namzetleri arasından seçer. Üstad, Başyücelik Akademyası mensuplarının, “Hocalık” işi dışında hiçbir vazifeyle istihdam edilemeyeceğini kayda bağlamıştır, bu husustaki ifadesi şöyledir; “Başyücelik Akademyası azası, fahri olarak memur kılınacakları hocalık işlerinden başka hiçbir vazife kabul etmezler.”. Lakin Yüceler Kurultayı irtifaında ve kıymetinde tanzim edilen müesseseler, Başyücelik Akademyası ve Yüce Din Dairesidir. Yüceler Kurultayının bazı sahalardaki tahkik ve teklif ihtiyaçları ancak bu müesseseler ve Yüceler Kurultayı Namzetleri tarafından (yani bu seviyede) karşılanabilir. Yüce Din Dairesi, hususi bir sahayı zapt altında tutmaktadır ve en küçük gevşeme alameti bile ağır neticeleri doğurabilir, bu sebeple geriye kalan Başyücelik Akademyası ile Yüceler Kurultayı Namzetleridir.

Akademya mensuplarının mütemadi istihdamları tabii ki mümkün değil, en fazla muvakkat istihdamları ve vazifelendirilmeleri mümkündür. Namzetlerin ise süresiz istihdamları kabildir. Namzetler kadrosundan ihtiyacı karşılayacak kifayet sahibi şahsiyetlerin bulunması halinde Akademya mensuplarının vazifelendirilmeleri zaten tercih edilmemelidir.

Büyük Doğu Devlet Fikrinde, hükümet üstü devlet teşekkülleri listesinde yer alan müesseseler, Başyüce, Yüceler Kurultayı, Başyücelik Akademyası, Yüce Din Dairesidir. Hükümet üstü devlet müesseselerinin işleri de “devlet işleri” cümlesindendir. Öyleyse devlet işlerini, devlet adamları kadrosunun yapması gerekir. Zaten Akademya, hem Yüceler Kurultayı ile müsavi bir seviyede bulunur hem de Yüceler Kurultayı azalığının tabii namzetler deposudur. Akademya mensuplarının Yüceler Kurultayı azası olması, yatay geçiş mahiyetinde, diğer “namzetlerin”, Yüce olması ise dikey hareket ile mümkün olmaktadır. Bu zaviyeden bakıldığında, Yüceler Kurultayındaki Heyet teşkilinin ve faaliyetlerinin, madun olan (aşağıda bulunan) namzetler tarafından yapılması, meselenin ruhuna biraz daha uzaktır.

Yüceler Kurultayı, Akademya mensupları ve hatta namzetler tarafından ifa edilmesi gerekmeyen nispeten daha kıymetsiz işlerde, istediği kadroları seçme ve istihdam etme salahiyetine sahiptir. Bu ihtimalde tabii ki Akademya mensuplarını ve namzetleri meşgul etmeyecektir.

*
Yüceler Kurultayı Heyetlerinin icra salahiyeti yoktur. Kurultayın faaliyet sahalarında ihtiyaç duyacağı bir hususun tahkik ve rapor edilmesi, kanun teklif metinlerinin hazırlanması, hükümet ve sair icra salahiyeti olan mercilerin teftiş ve murakabe ihtiyacının karşılanması gibi vazife ve salahiyetlere sahiptir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir