YUSUF KAPLAN SEN YAPMA BARİ

YUSUF KAPLAN SEN YAPMA BARİ
Yusuf Kaplan’ı nasıl tanırız? Temel meselelerde düşünebilen, dahası temel meselelerin neler olduğunu bilen birisi olarak tanırız. Ülkedeki fikir piyasasının esas hastalığı, hangi meselelerin önemli ve öncelikli olduğunun dahi bilinememesidir. Sıradan konular üzerinde “kurtarıcı fikir” üretilmeye çalışılır. Komiktir. Öyle meseleler üzerinde yıllarca emek sarfedilir ki, insan hayretten dona kalır. Yusuf Kaplan, bu tür akıl oyunlarına yakalanmayan, temel meselelerin haritasını çıkarmaya çalışan, batı ile cepheden hesaplaşma gayretinde olan birisidir. Böyle bir intiba bırakmıştır, bizde ve sanırım piyasada.
Problem ne? “Dil” ile ilgili yazdığı makalenin “dili”… Şaka gibi, ama dil meselesi ile ilgili yazdığı makalenin “dili” problemli. Birçok yazar müsveddesinde karşılaştığımız “sıcak çelişki” kanıksanacak çokluğa ulaşmıştı ama Yusuf Kaplan’da da karşılaşınca garipsedik.
Makale, Yeni Şafak’ta, 11.12.2011 tarihinde yayınlanan “Türkçe’nin dini, Kutadgubilig’in üstdili” başlıklı yazı. Yazı, dil bahsi ile ilgilidir ve dil bahsindeki tökezlemelerden biri, yazının başlığından itibaren bağırıyor. “Türkçe’nin dini”…
Yazı, yer yer güzel tespitlerle tezyin edilmiş. Dikkat çekici ve önemli… Zaten dil bahsi temel meselelerden biridir. Kaplan’da buna temas etmeye çalışmış. Ama dili yanlış kullanarak, daha doğrusu ıstılahı yanlış kullanarak… Ne demek istediğimizi Yusuf Kaplan anlar. Çünkü dil ile lisan arasındaki farkı bilir. Dilin kalbinin de “ıstılah” olduğunu, ıstılahı ise “mefhumların” inşa ettiğini anlamayan biri değildir, Yusuf Kaplan.
Din mefhumu, bu ülkede (ve İslam coğrafyasında) İslam karşılığı kullanılır. Çünkü Allah katında din, ancak İslam’dır. Dolayısıyla din tektir, başka din yoktur. İslam tek din olduğuna göre, “din” mefhumu, içinde yaşadığımız medeniyet havzasında (Kaplan medeniyet meselesini bilir ve sever) sadece İslam için kullanılır. Ya da böyleydi. Dilin bozulması, yozlaşması, işgale uğraması neticesinde “din” mefhumu başka muhtevalar için de kullanılmaya başlandı. Batılılaşmış kafalar tarafından kullanılması, Kaplan’ın sevdiği tabirle söylemek gerekirse, semantik operasyondur. Fakat Müslümanların da kullanmaya başlaması nasıl açıklanır? Son birkaç on yıldır şöyle ifadelerle karşılaşıyoruz, “Kemalizm de bir dindir”, “materyalizm de bir dindir” ila ahir…
“Kemalizm de bir dindir” türünden ifadeler, aynı mefhumla hem İslam’ı hem de Kemalizmi ifade etme garabetidir. Her iki muhtevayı da aynı dil hazneleri, aynı dil suretleri, aynı dil manivelaları ile ifade etmek nasıl bir ucubeliktir. Hak din, batıl din tasnifi yapılması ayrı ama aynı ıstılahla kullanılması, kategorik eşitleme değil midir? Kategorik eşitleme, temel bir sapma oluşturmaz mı? Yusuf Kaplan’ın bu tür ifadeler kullandığını hatırlamıyorum, muhtemelen kullanmaz. Sahip olduğunu zannettiğim derinlik, bu tür hafifmeşrep hata yapmasına mani olmalı. Ne var ki, dil bahsini tetkik ederken benzer bir hataya düşmesi neden?
“Dilin dini”, “eğitimin dini”, “iktisadın dini” türünden ifadeler, dil ve din meselesinde hassas olanlar tarafından normal karşılanır mı? “Din” mefhumu herhangi bir terkipte kullanılabilir mi? Kullanılmalı mı? “Hak din” gibi terkiplerde kullanılmasının mümkün olduğu açık ama bu “imkan alanı” hoyratça genişletilebilir mi?
Fikir ve ilim adamlarındaki temel hastalıklardan birisi, söylediği söze tesir kuvveti katma gayreti. Bu çabanın çok zaman ölçüleri, sınırları, çerçeveleri, hassasiyetleri ihlal ettiği görülüyor. Türkiye’de fikrin kıymeti olmamasından kaynaklanan bir psikolojik sapma gibi görünüyor. Normal ifadelerle söylenen söz, her nedense piyasa bulamıyor. İlla ki tuhaf bazı ifadelerin olması gerekiyor. Böyle bir piyasada, söyleyecek sözü olduğunu düşünenler, dikkat çekmek, etkili olmak, yer edinmek vesaire gibi sebeplerle, yazılarında ve konuşmalarında bazı kelimeleri, mefhumları, terkipleri hoyratça kullanıyorlar. Nurettin Saraylı’nın sitede (www.fikirteknesi.com) yayınlanan, Mustafa İslamoğlu ile ilgili yazılarında görüldüğü üzere, zaman zaman sapkınlıklara kadar varan bir ölçüsüzlük var. İslamoğlu’nun vicdan için ““Onun için vicdan, insanın içine Allah’ın yerleştirdiği peygamberdir. Vicdanın üstünü örten kişi, içindeki peygamberi susturmuş olur.”, demesi gibi…
Yusuf Kaplan, İslamoğlu gibi sığ biri değil. İslamoğlu, etkisini tamamen bu tür zırvalıklarla sağlamaya çalışan bir seviyesiz. Yusuf Kaplan, orijinal tespitleri olan biri. Etkilemek iştiyakına herkes gibi oda yakalanıyor ama umumiyetle ölçülüdür. “Türkçe’nin dini” ifadesi tabii ki İslamoğlu’nun hassasiyetsizlik ve hoyratlığının yanına yaklaşamaz fakat bu gibi noktalardan başladığını biliyor olmalı Yusuf Kaplan… Yani bir defa başlarsa, nerede duracağı belli olmaz.
İBRAHİM SANCAK
İbrahimsancak2011@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir