ZAVALLI KILIÇDAROĞLU

ZAVALLI KILIÇDAROĞLU
Şu şantaj meselesi… Deniz Baykal, Kemal Kılıçdaroğlu ve İklim Bayraktar (Odatv) arasında örülen taciz-şantaj meselesi…
Kim organize etti, niye etti soruları hala karanlık. Aydınlığa çıkan kısmı ise, hadisenin neticeleri… Biz aydınlık kısmında gezinelim.
Durum şu: Odatv (dolayısıyla Soner Yalçın) merkezinde bir organizasyon… Yönetici koltuğunda Soner Yalçın… Saha sorumlusu ise İklime Bayraktar… Hedef; Deniz Baykal ile Kemal Kılıçdaroğlu… Buraya kadar karanlıkta kalan bir husus var mı?
İlgililerin pozisyonları şöyle…
Deniz Baykal
Taciz iddiasının muhatabı. İddia sahibi gazeteci kadın. Deniz Baykal, zaten bir kaset sahibi olduğu için, olağan şüpheli gibi görünüyor. Sanırım Deniz Baykal üzerinden yürütülen organizasyonda en fazla bu noktaya güvenilmiş. Sabıkalı olması, çamurun üzerine yapışıp kalacağı zannını besliyor. Bu bakımdan Baykal’ın işi zor. “Zaten yapmıştı, şimdi neden yapmasın?” türünden düşünceler insanların zihinlerinde (dillendirmeseler de) dolaşıyor olmalı. Fakat Baykal, o tür bir kumpasa daha önce geldiği için tekrar düşmez. Her nedense bu nokta atlanmış görünüyor. Nitekim Baykal, yüksek perdeden, komplo olduğunu anladığını iddia ederek karşı taarruza geçmiş durumda. Netice olarak en sağlam pozisyon Baykal’a ait gibi görünüyor. Komploya düşmemiş olması, pozisyonunu güçlendiriyor.
Kemal Kılıçdaroğlu
İklim Bayraktar, Deniz Baykal’ın tacizini görüşmek üzere Kılıçdaroğlu ile görüştüğünü iddia ediyor. Kılıçdaroğlu bu görüşmeyi doğruladı. Lakin görüşmenin muhtevasını tekzip etti. Deniz Baykal’ın taciz meselesi değil, Akpartili üst düzey bir yönetici meselesini görüştüklerini iddia etti.
İklim Bayraktar ise, görüşmenin Deniz Baykal’ın tacizi ile ilgili olduğunu tekrarladı ve bu beyanında ısrarlı olduğunun altını çizdi. Bununla kalsa iyi, görüşmenin kayıtları olduğunu söyledi ve kayıtların savcılıkta olduğunu ekledi.
Deniz Baykal, Kılıçdaroğlu’nu, İklim Bayraktar ile görüşmesini kendisine haber vermemesinden dolayı tenkit etti.
İklim Bayraktar
Deniz Baykal’ın kendisini taciz ettiği iddiasını CHP yetkilileriyle ve Kemal Kılıçdaroğlu ile görüştüğünü söyledi. Bu görüşmeleri bilgilendirmek maksadı ile yaptığını ısrarla ifade etti. CHP ye zarar vermek istemediğini ve bu bilgileri kendisinin dışarı çıkarmadığını, savcılık soruşturması ile (telefon dinleme kayıtlarıyla) ortaya çıktığını söyledi. Telefon kayıtlarından basına sızan bilgilere göre, Kılıçdaroğlu’ndan, Deniz Baykal’ı kayıt yapmak için yardım istediğini söylediği anlaşılıyor. Kılıçdaroğlu ise, yardım etmeyeceğini ve kendi imkanlarıyla yapmasını ve getirmesini istiyor.
Bu hadiseler silsilesinin içinde, en fazla bilgiye sahip olan kişi, İklim Bayraktar. Çünkü hadisenin her ayağında var. Tüm görüşmeleri yürüten kişi… Ayrıca Savcılığın elinde nasıl kayıtlar, belgeler ve bilgiler olduğunu bilen tek kişidir. Bu sebeple söyledikleri dikkatle takip edilmelidir. İklim Bayraktar’ın yalan söylemesinin mümkün olmadığı ihtimalinden bahsetmiyoruz. Konu ile ilgili en fazla bilgiye sahibi olması, onun beyanlarını takip etmemizi gerektiriyor.
Şimdi konuyu toparlayalım.
Kemal Kılıçdaroğlu, görüşme konusu ister Deniz Baykal isterse Akparti’li bir yönetici olsun, bu tür konuları görüşen birisi. Yani insanların özel hayatıyla ilgili şantaj malzemeleri toplamak veya üretmek isteyen insanlarla görüşmeler yapabilen birisi. Görüşme konusunun Akpartili bir yönetici olduğunu iddia ederek seçim arifesinde zarar görmemeye ve Akparti’nin zarar görmesini temin etmeye yönelmesi ise ayrıca vahim. Böyle fırıldakların Ankara siyaset dehlizlerinde (kanalizasyonlarında mı demeliydik yoksa) döndüğünü biliyoruz ama bu kadar açıktan ve pervasızca yapıldığını bilmiyorduk.
Kemal Kılıçdaroğlu, bu tür görüşmeleri rahatlıkla yapabilen birisi olarak tam bir ahlaksızlık emsalini şahsında tecelli ettirmiş gibi görünüyor. Lakin başka bir husus daha var. Bu tür ahlaksızlıkları yapmaktan imtina etmiyor ama Ankara’nın en beceriksizi olduğunu da dost ve düşmana ilan etmiş durumda. Hem ahlaksız hem de beceriksiz. Allah Allah… Bu adam ana muhalefet partisi genel başkanı mı? İlginç… Bu çapıyla (yanlış anlaşılmasın, çapsızlığıyla) siyasi hayatı en kısa olacak kişi…
CHP, 12 Haziran seçiminin azığını şimdiden yedi. Bu işten en fazla zarar gören CHP oldu. CHP’deki Kılıçdaroğlu muhaliflerinin, hususen de Deniz Baykal’ın işine yaradı. En fazla seçim ertesinde Kılıçdaroğlu’nu zorlanmadan yerler. Bir kaset kriziyle giden Deniz Baykal, tekrar bir kaset kriziyle geri dönsün ister misiniz? Düşük ihtimal değil bu…
Deniz Baykal, üzerine kurgulanan bu komploya düşmediği için, fevkalade karlı çıkmıştır. Önceki kasetin de böyle bir komplo olduğuna dair bir izah imkanı da elde etmiştir. Kılıçdaroğlu ile ilgili (şimdilik) yumuşak üslup kullandığına bakmayın, seçimden sonra Kılıçdaroğlu’nun canına okur.
Böylece anlaşıldı ki, CHP, iktidar alternatifi olmak bir tarafa, anamuhalefet partisi pozisyonunu bile hak etmediğini kamuoyuna göstermiştir.
İklim Bayraktar mı? O bu tür hafifmeşrep işlerde kullanılabilecek biri olarak kayda geçmiştir. Bu mahiyetteki sicilini temizlemek için, Kemal Kılıçdaroğlu’nu yemek zorundadır. Kılıçdaroğlu’nu sürekli tekzip etmesi ve onun karşısında bir cepheye yerleşmesi, kişiliğini kurtarma mecburiyetindendir. İşin başında Kılıçdaroğlu tarafından olmasına rağmen, Kılıçdaroğlu’nun yanlış tavır alışından dolayı karşı cepheye geçmek durumda kalmış gibi görünüyor. İklim Bayraktar’ın Kılıçdaroğlu’nun karşısında yer alması, Kılıçdaroğlu’nun yumuşak karnıdır ve Kılıçdaroğlu en fazla zararı bu noktadan alacaktır. Çünkü İklim Bayraktar, başka bir cepheye gidemeyecek, giderse tüm hayatını mahvedecektir. Bu mecburiyet İklim Bayraktar’ı, en azılı Kılıçdaroğlu karşıtı haline getirecek gibi görünüyor.
Zavallı Kılıçdaroğlu… İlk ve tek hamlede sırtı yere geldi. Bu kadar kolay alt edilen bir genel başkan olmamıştı.
Peki bu gelişmelere baktığında hafakanlar geçiren kimdir? Bildiniz… Soner YALÇIN. İsmi etrafında bir demokrasi mücadelesi ve Akparti karşıtlığı inşa edilecekken, en büyük destekçisi olan CHP tarafından da hedef gösterildi. Bu gün itibariyle sadece Deniz Baykal tarafından hedef gösterilmiş olsa da yakın zamanda tüm CHP’nin hedefi haline gelecektir. Kılıçdaroğlu’nun Soner Yalçın’ı aceleyle desteklemesinin sebebi, bu tür şantaj işlerini onun ekibiyle yaptırıyor olması mıydı bilinmez. Anlaşılan o ki, aceleyle Yalçın’a sahip çıkan Kılıçdaroğlu, şantaj organizasyonunun merkezine oturmuş durumdadır.
Bu işi her kim planladıysa, ülkedeki herkesi ve her kuruluşu oyuna getirdi. Hakikaten büyük operasyon… Bir sonraki yazıda bu hususu tetkik edelim.
HAKİ DEMİR
demirhaki@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir