ZEKİ AHMAKLAR…

ZEKİ AHMAKLAR…
Siyasi hareket, sosyal hareket, halk hareketi nedir yıllardır yazıyoruz. Fikirteknesi bu konuda, ülkede olmayan bir müktesebata sahip… Özellikle Arap halk hareketleri başladığından beri, “halk hareketlerinin tabiatı nedir, nasıl gelişir, nasıl güçlenir, hangi dinamikler katkıda bulunur, hangileri zayıflatır?” sorularını ülkede işleyen ve orijinal fikirler üreten tek yayın mecrasıdır.
En tehlikeli halk hareketi, “merkezi” olmayan ve halkın kendiliğinden sokağa çıktığı harekettir. Mutlaka bir çok tahrikçisi vardır, mutlaka bir çok teşvikçisi vardır, mutlaka bir çok yardımcısı vardır ama merkezi yani karargahı yoktur. Merkezi sevk ve idareye sahip olmayan halk hareketleriyle mücadele edemezsiniz, basacağınız, ablukaya alacağınız, derdest edeceğiniz karargahın olmaması, mücadele edemeyeceğiniz bir halk hareketliliği oluşturur.
Türkiye’de CHP’nin, saçma sapan siyasi tenkit ve beyanlarıyla halkı harekete geçirmesi mümkün değil, İşçi Partisi gibi marjinal gurupların halkı harekete geçirecek ne fikri ne de gücü var. Öyleyse Taksim’de ne oluyor?
*
Zeki Akparti kadroları, geliştirdikleri projelerle siyasi sahayı zapt altına aldılar. Gerçekten CHP ve MHP gibi kendi dışındaki partileri siyasi sahada belli mevzilere hapsettiler. Yaptıkları iş büyük bir başarı hikayesidir. Ama siyasi sahanın ehemmiyetinden dolayı oradaki dikkat yoğunlaşması, gözlerini başka sahalara kör hale getirdi. Siyasi saha, teşkilatlı sahadır, oraya mücadele etmenin klasik usulleri var, buna mukabil içtimai saha teşkilatlı değil, ruhi ve zihni (yani psikolojik) sahadır. İçtimai sahadaki irili ufaklı on binlerce vakıf, dernek, platform gibi teşkilat numuneleri bir şekilde tarassut altında tutulabilir ama içtimai sahanın esas altyapısı, ruhi-zihni bünyedir.
Akparti’nin zeki kadroları, her ay birkaç anket şirketine, “kime oy vereceksiniz?” cinsinden sorularla siyasi sahanın tezahürlerini takip ediyor, bu işi de iyi yapıyorlar. Ama halkın derunundaki birikimi, öfkeyi, muhalefeti, korku denklemlerini, ümit kaynaklarını vesaire takip etmiyorlar, bu sahayı hiç bilmiyorlar. Her ay birkaç seçim anketi yaptıran kadrolar, halkın derunundeki gelişmeleri takip etmek için mesela bir “öfke anketi” yaptırmıyorlar. Zaten bu anketi yapacak bir kuruluş, bu anketi hazırlayacak bir mütehassıs da yok. “Hükümeti başarılı buluyor musunuz?” sorusunu sordukları anketlerin kafi geleceğini zanneden “zeki ama ahmak” kadrolar, “nefret” anketini akledemiyorlar.
Ne demek “zeki ahmak”? Şu demek, zekasını belli bir alana hasreden, aklını o alana kilitleyen, dikkatini o alana yoğunlaştıran, o alanda da başarılı işler yaparak nefs emniyetini oluşturan ama bu arada başka sahalara körleşen, başka sahalarda ahmaklaşan zihni bünyedir. Hiçbir ordu, iktidar, teşkilat vesaire güçlü olduğu sahada mağlup olmaz ama her yapının zaman içinde bazı zaafları ortaya çıkar, zaten tabiatı gereği her yapının zaafları vardır. Akparti’nin zeki kadroları, yığınaklarını belli cephelere yaptılar ama unuttukları şey, başka cephelerin de varolduğuydu. Yığınak yaptıkları cephelerdeki güçlerine bakıp derin bir uykuya daldılar.
“Zeki ahmakların” mağlubiyeti çok fena olur. Çünkü belli cephelerde çok güçlüdürler, mağlubiyetleri aslında zayıflıklarından değil, ahmaklıklarındandır. Bu sebeple tarihteki en tuhaf, garip, ucube mağlubiyetler, zeki ahmakların yenilgileridir. O kadar kötü yenilirler ki, nasıl yenildiklerini bile anlamazlar.
*
Halk isyanları fikir ile başlamaz, duygu ile başlar. Halktaki hoşnutsuzluk, öfke, nefret duyguları bir noktaya kadar birikir, bu birikim fikir tarafından beslenebilir ama tayin edici unsur duygu birikimdir. Duygu birikimi belli bir noktaya kadar ulaştığında, korku duvarlarını yıkmaya, tedbir fikrini etkisizleştirmeye, güvenlik refleksini (ihtiyacını) zayıflatmaya başlar. Bunun tespiti tabii ki zordur, zaten bu sebeple çok hususi bir ihtisas gerektirir.
Bu meselenin izahı uzun… Burada birkaç noktaya temas edelim. Halkın psikolojik süreçlerini takip edecek anketler, özellikle de “öfke anketi” geliştirmek lazım. Bu anket, üç beş şıktan birini cevaplamak şeklinde uygulanmamalı, psikolojik tahlil yapacak anketörler tarafından, sohbet yoluyla ve geniş zamanlı çalışmalar halinde yapılmalıdır.
*
Şimdi baştaki soruya dönelim; Taksim’de ne oluyor?
Taksim’de, dev İstanbul şehrinin halkı arasında, öfke birikimi patlama noktasına gelmiş “küçücük” bir halk kitlesinin patlaması yaşanıyor. Öfke patlamasına ulaşmış kitlenin küçüklüğü, tehlike arzetmediğini gösterir ama o kitleye “yanlış” müdahale edildiğinde kitlenin büyüme istidadı göstereceği bilinmeliydi. Fikirteknesinde defalarca yazıldı, bir halk hareketi veya gösterisi, şiddet kullanarak bastırılmaya çalışıldığında, kitle azalmıyor da artıyorsa, öfke birikimi patlama noktasına gelmiş, psikolojik evrenlerindeki korku bariyerini yıkmaya başlamıştır. Bu en önemli alamettir ve derhal geri çekilmek gerekir. Polis geri çekilme zamanını doğru tespit edememiş, yüzlerle ifade edilen göstericileri binlere çıkarmıştır. Bu operasyonu her kim yönetiyorsa, cahil, beceriksiz ve ahmaktır.
Birkaç gün sonra aklı başına gelen Akparti’nin zeki (ve ahmak) kadroları, polisi geri çekti ve göstericileri tahrik etmeyen açıklamalar yapmaya başladı. Gecikmiş olmasına rağmen doğru bir hamleydi. Geri çekilme zamanını doğru tespit edememek gibi bir ahmaklığa, durumu çabuk anlayacak kadar da zekaya sahipler. Eh, buna da şükür…
Şimdi soru şu; “Taksim hadisesinin muhtemel neticeleri ne olur?”. İktidarın birkaç adım geri çekilmesi, muhaliflere, bu zamana kadar görmedikleri çapta bir “başarı hissi” yaşatır. Hadisenin küçük olmasının önemi yok, sürekli mağlup olanların, bir müfrezeyi bile mağlup etmesi, ruhi ve zihni kaynakları harekete geçirir, yeni hamleler için fırsat kollamaya başlarlar. Yapılacak iş, psikolojik kaynaklarını kurutmak, Taksim benzeri gösterilerin altyapısını çökertmek, toplanmalarına fırsat ve sebep vermemektir. Gerekirse bazı projeleri askıya almak, bir müddet bekletmek, psikolojik kaynaklarının tükenmesini beklemek gerekir. Başarının müthiş tetikleyici bir tesiri var, bunun genişlemesine ve derinleşmesine müsaade etmemek şart. Psikolojik kaynaklarını kurutacak en tesirli hamle, seçimdir, seçim ise yakındır, bazı projeleri askıya alma pahasına seçimi bekleyip, seçimde büyük bir hamleyi gerçekleştirmek lazım. Seçim, yüzde ellinin altına düşmeden neticelendiğinde maksat hasıl olacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir