ZİHNİ SÜREÇLERİN UMUMİ HARİTASI

ZİHNİ SÜREÇLERİN UMUMİ HARİTASI

(Terkip ve İnşa dergisi 18. sayı)

Talim ve terbiye meselesi bir taraftan insan telakkisiyle diğer taraftan bilgi (ve ilim) telakkisiyle ilgilidir. Topluca söylemek gerekirse, tedrisat bahsi, dahil olduğumuz bilgi evreninin ana mevzularından birisidir.
Tedrisat bahsi, insan ile bilgiyi buluşturan, bilgiyi insana nakleden, insanın deruni aleminde mana ve fikriyata tahvil eden temel ilimdir. Tedrisat ilminin zorluğu, hem ilim telakkisi hem de insan telakkisiyle irtibatlı olması ve her ikisini terkip etmesidir. Bu cihetle giriftliği şaşırtacak kadar fazladır. Üzerinde fazla (Türkiye’de) durulmamasının temel sebebi de, zor ve çetin bir saha olmasıdır.

*
İdrak sığlığının ve ucuzluğunun olduğu bir ülkede en fazla taklit edilen mevzular, çetin bahislerdir, bunlar ise umumiyetle temel meseleler ve ilimlerdir. Türkiye, son bir-iki asırdır her meseleyi batıdan kopyalamakta, temel meseleleri ve ilimleri ise mutlaka batıdan kopyalamaktadır. İnsan ve bilgi telakkisini yabancı kültür ikliminden kopyalamak ve ona teslim olmak (tamamen kanaat getirmek) ruhunu satmaktır.
Temel meseleleri (temel ilimleri) batıya teslim eden, bu topraklarda onu tekrar eden, bir şey keşfederse batının bilgi evreni içinde keşfeden, bu sebeple batının bilgi evrenini geliştiren bir ülke… Batının bilgi evreninde yaşadığımız müddetçe, asli sahibi onlar olduğu için bize müstemleke gözüyle bakacaklar, ne yaparsak yapalım onların bilgi evreninde efendi olma ve onları geçme imkanımız yok. Kaldı ki, eğer onları geçersek, bunun anlamı onlardan daha fazla hayvanlaşmak anlamına gelecektir. İki ihtimalde de ruhumuzu sattığımızı unutmamamız gerekiyor.
Artık kendi bilgi evrenimize taşınma vakti geldi. Kendi bilgi evrenimize taşınmanın yolu, insan ve bilgi telakkisinden başlar. Tedrisat ilmi ise bu ikisini de ihtiva ettiği için, hem kendi insan telakkimizi hem bilgi telakkimizi yeniden ihya etmenin, hem de insanımızı kendi bilgi evrenimizde yetiştirmenin imkanıdır. Tedrisat ilmi bu kadar mühimdir, tedrisat ilminin tatbikatındaki ilk mesele de, tedrisat süreçleridir.
Tedrisat süreçleri iki temel üzerine oturur; birincisi ruhi süreçler, ikincisi ise zihni süreçler… Zihni süreçleri tek tek ele tetkik etmeden önce bir haritasını çıkarmalıyız.
*
Fikirteknesi külliyatı (esasen Haki Bey), insan telakkisini ortaya koyduğu için, zihni süreçleri ve umumi haritasını öğrendik. Bu külliyat olmasaydı hala bilişim ve iletişim üzerinde çalışmaya devam edecektik.
Zihni süreçlerin (ve safhaların) aşağıdan yukarıya doğru sırası şöyle; ezberleme, öğrenme, idrak, tecrit, keşif, terkip, inşa ve tatbiktir. Keşif faaliyetine kadar yukarıya doğru irtifa kazanan zihni süreçler, zirvede terkibi gerçekleştirip oradan inşa ve tatbik yoluyla aşağıya doğru, varlığa (mahlukata) ve hayata iner.
Ruhi süreçlerle zihni süreçleri birlikte tertip ve tanzim ettiğimizde ortaya çıkan harita, tedrisatın hem müfredatını hem de usulünü gösterir. Bu harita, kendi bilgi evrenimize uygun şekilde hazırlanmadığı müddetçe, tedrisattan bahsetmiyoruz demektir. İslami tedrisat bahsinin ana haritası olan bu mesele, aynı zamanda İslam’ın yeniçağının kurtuluş reçetesidir.
*
Bu ana harita çıkarılmadığı için Türkiye’deki eğitim-öğretim (tedrisat değil, talim ve terbiye değil), ezberleme ve öğrenme safhasını aşamıyor. Ezberleme ve öğrenmenin ötesinde zihni süreçlerin ve safhaların olduğunu bilen insan sayısı bir-iki elin sayısını geçmiyor. Bu tür ifadeler “kibirli” gibi görünüyor ama öyle değil, sadece sıhhatli bir hal muhasebesi yapmaya çalışıyoruz. Kendi bilgi evrenimizi, o evrendeki insan ve bilgi telakkisini terk ettik ve batının bilgi evrenine taşındık. Hal böyle olunca, kendi insan telakkimize uygun bir ruhi ve zihni süreçlerden habersiz olduğumuz vaka…
Bilgiyle kurduğumuz münasebet, ezberleme ve öğrenme seviyesini aşamadığı için idrak edemiyoruz. İdrak edemediğimiz için bize öğretilen bilgilerin illiyet silsilesini takip edip kaynağına inemiyoruz. Kaynağına inemediğimiz için, kaynağın bize yabancı olduğunu, hatta düşman olduğunu fark edemiyoruz. Aynı zihni alışkanlıklarımız İslam’a muhatap olurken de işliyor, İslam’ı da ancak ezberliyor ve öğreniyoruz. İslam’ı idrak edemediğimiz için, batı bilgi evreninin kaynaklarıyla İslami bilgi evreninin kaynaklarının tezat teşkil ettiğini göremiyoruz. İman cihetiyle İslam’a bağlı ve mensubuz, ilim ve insan telakkisiyle batıya bağlıyız. İman cihetiyle mümin, ilim cihetiyle materyalist bir zihni evrenimiz var. İman ettiğimiz için insan olduğumuzu düşünüyoruz ama ilim (aslında bilim) cihetiyle batıya bağlı olduğumuz için onların insan telakkisi olan gelişmiş hayvan telakkisine bağlıyız, yani hayvanız.
Bu kadar açık meselelerin anlaşılmaz hale getirilmesi, ancak eğitim-öğretimle mümkündür. İnsan kendi haline bırakılsa, insiyaki olarak “insan” olduğunu bilir ama eğitim-öğretim yoluyla tüm dünyaya hayvan olduğu (hayvandan geldiği) öğretilen bir çağda yaşıyoruz. Hayvan olduğunu düşündüğü için hayvan bilimini üreten batının bilimine teslim olmak, zımnen hayvan olduğunu kabul etmek manasına gelmez mi?
*
Fikirteknesi külliyatının insan ve ilim telakkisi üzerine bina ettiği tedrisat süreçleri olan; ezberleme, öğrenme, idrak, tecrit, keşif, terkip, inşa ve tatbik serisi, insanı önce yukarıya doğru (maveraya, yüceliklere) çıkaran, orada keşif ve terkip ettiklerini tekrar insani bir hayat inşası için dünyada tatbik eden bir haritayı gösterir. Bu merhaleler aynı zamanda insan suretinde yaratılan varlığın, insanileşme sürecidir.
Batı bilim ve insan telakkisi, materyalizm yoluyla insanı maddeye (ve yeryüzüne) çivilemiştir. Batı bilgi evreni, kendi içinde spiritüalizmi (ruhçuluğu) üretmiş olsa bile, materyalist bir ruhçuluktur. Batı bilgi evreni, insanı, yeryüzünden bir milimetre bile yukarıya taşıyamaz, zira böyle bir maksadı ve imkanı yoktur.
Müslümanlar mücerret tefekkürden kaçmaya devam ettikçe, hayvanlaşmadan kurtulup, insanlaşma sürecine giremeyecek, batının müstemlekesi olmaktan kurtulamayacaktır.
HAMZA KAHRAMAN hamzakahramanlar@gmail.com

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir